Şimdi çocuklar çok hareketli; yerlerinde bir an durmuyor, sıralarında oturamıyor, ders aralarında kıpır kıpır. Sınıflarda dolanmalar ve odaklanma güçlüğü de cabası! Öğretmenler hep şikayetçi, bir sınıfta birden fazla “hiperaktif” denilen çocuk bulmak mümkün ve ne yazıktır ki birçok çocuk ilaç kullanmakta. Çocukları olduğu gibi kabul etmek yerine, onları ayırma, okuldan uzaklaştırma, sosyal hayata küstürme gibi yaklaşımları kendine görev edinen bir “zihniyet” var. Hareketliliği, disiplin oluşturamamayı, odak sorunu yaşamayı ve bazen de olumsuz davranışlar sergilemeyi bir “hastalık” olarak isimlendirip, kara gün dostuymuşçasına ilaca sarılmak ne kadar doğru?
Hiperaktivite bir hastalık mıdır?
Hiperaktivite, bazıları tarafından “Minimal Beyin Hasarı” olarak tanımlanmış olmakla birlikte, DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders) tanısında; “Dikkat eksikliği” ve “Hiperaktivite bozukluğu” olarak yer almıştır. Aslında nöro-kimyasal bir bozukluk olarak nitelendirilse de, nörolojik açıdan her hangi bir bulgu da bulunmamaktadır ki işin ilginçliği tam da bu noktada. Nörolojik bulgularda her hangi bir sorun saptanmadığına göre hiperaktivitenin bir “hastalık” olduğuna dair somut bir kavram yok gibi gözüküyor. Hastalık yok ise ilaç neden var? Sırf aşırı hareketli diye hiperaktif teşhisi(!) konularak, birçok çocuk ne yazık ki ilaç tedavisi görüyor. Bu süreç boyunca çocuğun hisleri de cabası; “Bana ilaç veriyorlar çünkü ben hastayım” gibi…
Bu süreç boyunca hiperaktif çocuğa nasıl bir yaklaşım uygulamalı?
- Öncelikle çocuk yetiştirme biçimini gözden geçirilmeli; çok mu disiplinlisiniz, az mı otoriter?
- Çocuğunuzun enerjisini doğru yönlendirebiliyor musunuz? Yoksa ilgi çekmek için sürekli ‘uç’ davranışlarda bulunmayı kendisine alışkanlık edinmiş olabilir mi?
- Öğretmenler, çocuklara bakış açılarını ve eğitim yöntemlerini irdelemeli ve çocuk için en doğru ortamı hazırlamalı,
- Sürüden ayrılanı kurdun kapmadığını, farklılıkların da birer çeşit olduğunu anlamalı,
- Yaşam felsefesi hem sizin hem de çocuğunuz için yeniden gözden geçirilmeli,
- Beslenme biçimine özen vermeli, katkı maddelerinin hayatınıza yerli yersiz katkı(!)lar yapmasına izin vermemeli,
- “Biz ne yaptık, çocuktan ne bulduk?” sorusu itina ile cevaplanmalı, bilinmiyorsa araştırılmalı,
- Konusunda uzman kişilerin desteği alınmalı; “Amaaan çocuktur bu düşe kalka büyür, hem babası/annesi de zamanında böyleydi” yaklaşımı cümleler içinde kullanılmamalı, mümkünse susup işi uzmanına bırakmalı.
Tabi bunlar dağın yalnızca görünen kısmı, bir o kadar da derinliği var. Hiperaktivitenin tüm detaylarının ele alındığı ve çocuklar ile iletişimin nasıl sağlanması gerektiğini anlatan bir kitap var; “Hiperaktif Çocuk Okulda”. Yazarı Yankı Yazgan. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.
Hiperaktiviteden kısaca bahsettik. Yalnızca hiperaktivite değil, hiperpasif çocuklarda yaşanan sıkıntılara da değineceğiz çok yakında… Bizi takip etmeye devam edin
Tweet

